05 Haziran 2018 Odaklanamıyorum

05 Haziran 2018 Odaklanamıyorum

Odaklanamıyorum. Aklımda türlü türlü planım var, bunları uygulamak istiyorum. Ama bilgisayarın başına geçtiğim vakit canım aklımdakileri yapmak istemiyor. Bu benim aklımla, canım neden her konuda bir birine zıt? Aralarında ne alıp veremedikleri var çok merak ediyorum. Yok onlar birbirine zıt diye neden ben çile çekiyorum? Gerçi ikisininde buluştuğu bir ortak nokta var biliyorum. Tembellik!

Şimdi ikindi ile akşam arası bir zaman diliminde, güneş tam battı batacakken, Sapanca gölünün karşısında, iki ağaç arasında kurduğum hamakta hafif hafif sallanırken yatmak vardı. Bir elim hamaktan aşağı sarkmış halde yanı başımda uyuyan o sokak köpeğine deyse, köpeğe ben buradayım ve seni seviyorum hissiyatını verirken onun duyduğu güvenin bana verdiği huzuru yaşasam. Böyle bir ortamda kulaklıktan bir şey dinleyemem kusura bakmasın kimse. Hoparlörden dinlediğim, Nazım Hikmet’in kendi sesinden dinlediğim Masalların Masalı şiiri eşliğinde kuşların, kıyıya ve iskelede bağlı olan sandallara vuran minik dalgaların sesini duymam gerek. Etrafta insanlar varmış, mangal yaparlarmış, çocuklar şen şakrak sesli bir şekilde oyun oynarlarmış umurumda değil. Ben kapatmışım dünyaya zaten kendimi. Göğe bakmam artık, küsüm ona. Neyse zaten bak birazdan hava kararır herkes gider. Bi ben kalırım, bi hamak, bide bu sokak köpeği…

Ardından playlistte Geyikli gece başlar. Bize hatırlamamız gerekenleri hatırlatır “Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş / Şimdi de var biliyorum / Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz / Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli” Yıldızlardan bahsetmek istiyorum. Fakat biliyorsunuz burası şehre çok yakın olduğu için, gecenin içindeki ışık kirliliği yüzünden çokta belli olmaz yıldızlar. İşte bu anda Kıp kızıl gecelerde gökyüzünün süsünü en iyi gördüğüm Kars gecelerini hatırlamak gerekir.

Vakit geç mi oldu ne? Köpek gider yemek bulmaya, çünkü sevgi ve güven karın doyurmaz. Ekmek için emek vermesi gerekir, belkide mangalcılardan kalan kemikler için kavga etmesi gerekecektir! Ne kadar saçma bir çağda yaşıyoruz, insanlarda hayvanlar gibi ekmeği için kavga bile etmek zorunda kalıyor. Aklım o huzuru bozan pezevenk, canımla hiç anlaşamayan o puşt yine beni dürtükler. Zamanı gelmiş galiba bu iskeleden gitmenin. Eşme artık bana dar, karşı iskelede ya Uzunkum yada Yüzevler var. Fakat ben o sandala binmeyeceğim kaptan beni bekleme. Oltayı yanımda bir Sait Faik hikayesi getirdiğim zaman atarız. Şimdi gitme ve uyuma vakti.

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.260 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: