23 Nisan

23 Nisan

Klişe olacak biliyorum amma ve lakin “Bugün 23 Nisan, hüzün doluyor insan!” diyerek yazıya başlamaktan kendimi alıkoyamıyorum. Daha önce 23 Nisan hakkında bir kaç şey yazmıştım hatırlıyorum ama yine bir kaç şey paylaşmak istiyorum. Sanki büyüdükçe bu konuda daha çok konuşmak istiyormuş gibi hissediyorum kendimi. Daha çok eksikliğini duyuyorum yada yalnızlıkla başa çıktığımı düşünsem de, yalnız kaldıkça daha çok eksikliğini duyuyor olabilirim. Bilmiyorum ama 23 Nisan deyince benim aklıma aile olmak ve aileyi tamamlayan bireyler geliyor. Bence 23 Nisan çocuk Bayramı değil, aile olma bayramı. Çünkü bugün hiç tek başına kutlamalara katılmış çocuk gördünüz mü? Görmediniz… Ama birde Ramazan bayramlarını düşünün? Ramazan bayramlarında bol bol tek başına şeker toplamaya çıkmış çocuk görürsünüz. Adı üzerinde “Şeker Bayramı!

Neden 23 Nisan kutlamalarına çocuklar aileden yada çevreden bir büyük ile katılmak zorunda, bu bayram onların bayramı değil mi? Ramazan bayramında şeker toplamak için kapı kapı hatta semt semt gezen çocuklar tanıyorum, fakat bu çocukların 23 Nisan kutlamalarına asla tek başına gittiklerini görmedim. Neden?

23 Nisan’da çocukları yalnız göremediğim içindir, 23 Nisan’ı aile bayramı olarak kabul ediyor olmam. Zaten çocuklarda en çok ailelerinin yanına yakışıyor. Saflıkları, İyi niyetlerini koruyacak ve gözlerinde asla büyümeyecek ailelerinin yanına yakışıyor en çok. Evet insanlar ailelerinin gözünde hiç büyümez. 60 yaşındaki birisini annesi oğlum/kızım diye çağırır, o 60 yaşındaki şahıs anne/baba diye ağlar.

Birde bazı çocuklar var çocukluklarını yaşayamadan bu hayatta savaşıp durdular. Kimisi Çanakkale’de düşmanla, kimisi çöp konteynırları arasında yoklukla, kimisi uzaktan gördüğü ailesi ile birlikte lunaparka giden çocuğun arkasından döktüğü göz yaşları ile savaştı. Bunlar çocuk olmadan savaşıp durdular, erken büyüdüler, eksik büyüdüler. Bunun ne demek olduğunu toplum olarak hiç bir zaman anlamadık ve erken büyümüş olan çocuklarımıza sadece acıyıp kaldık. Peki acımaktan başka ne yapabiliriz, bu durumu nasıl değerlendirebiliriz hiç düşündünüz mü?

 

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.314 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: