Alt Tarafı Bir Tırtıl Deme Sakın! 4 Temmuz 2018

Alt Tarafı Bir Tırtıl Deme Sakın! 4 Temmuz 2018

Tam emin değilim ama buralarda yağmurların bittiği hemen hemen bir hafta oldu galiba. Hava durumuna bakmayız bir burada. Çünkü Kars’taysaniz hava durumu ciddi anlamda çok rutindir. Farklı bir şey olmaz. Geçen haftaya kadarda hava durumu hep şu şekilde devam etti. Sabahları soğuk, öğleye kadar yakıcı sıcak, öğleden sonra hafif yağmur, akşamları güneş ve gece ise şiddetli sağanak yağmur. İnanın bana bir gün bile hiç şaşmadı. O kadar standart yani hava durumu…

Dedim ya yaklaşık hemen hemen bir haftadır yağmur yok yazın geldiğini yanan kollarımızdan hem hissediyor hemde amele yanığından bizzat görüyoruz. Yaz gelmiş, artık yağmur yok! Derken bugün akşam üstü hafif bir çiseliyor yerlerde hafif nem kalıyor. Etraf ne çamur, ne toz… Arada bir durum. Bizde dükkana gideceğiz. Giderken otların arasından falan geçiyoruz. Otların boyları hemen hemen bel hizasında. Bel hizamız aklınız da canlansın diye diyorum benim boyum 1.80 civarları. ölçüldüğü yere ve benim o an ki dik duruşuma göre bu boy değişmekte. Neyse konumuza geri dönelim. Islanmış otların arasından geçerken benim kamuflaja bir tırtıl yapışmış. Dükkana gittiğimizde üzerimde bunu fark ettiler, önce ani bir tepki olarak Emre buna vurdu ve üzerimden yere düştü. İkinci bir müdahaleye izin vermedim ve tırtılı izlemeye daldım.

Ne kadar güzel bir hayvan. Özellikle rengi o kadar canlı ve güzel ki anlatamam. Hani öyle cırtlak yeşil bir rengi var ki… Şöyle anlatayım grafik tasarımla uğraşanlar bilir bu rengi asla hiç bir tasarımda kullanamazlar. Yaptıkları tasarımın içine eder çok cıvık bir hâle getirir. Öyle bir renge sahip ama bu renk şuan karşımda o kadar güzel duruyor ki ne cıvık bir hâli var nede ben buradayım diye sırıtıyor. En baba tasarımcıyım diyen bile bu rengi bu şekilde kullanabileceğini zannetmiyorum. Zaten vector sitelerinde ki tasarımlardanda belli yani durum…

Tırtılın rengindeki güzelliği ve inceliği düşünmek orta okuldaki anılarımı aklıma getirdi. Bu sefer iyice daldım ve ortaokul yıllarına geri döndüm. Orta iki olması gerekiyordu. Bilim ve Çocuk sergilerinin satılmayan sayılarını o dönem ücretsiz olarak okullarda dağıtmaya başladılar. Bende severim böyle ilginç şeyleri her sayıdan birer tane indirmeye çalışıyorum çantaya. Sayılardan biri de tırtıllarla alakalı. Hatta o sayıda böyle sporcu kartı gibi kart yapmışlar ama bu sefer üzerlerinde sporcu değil tırtıl var. Tırtıl türleri ve türlerin hakkında kısa kısa bilgiler yazan kartlar. Tüm sınıf bunu bir oyuna çevirdik ve bildiğin kart oyunu oynadık. Ben o zamanlar bu tüm tırtıl türlerini biriktirip koleksiyonu tamamlamak için bu oyunu oynuyordum. Çünkü her dergide farklı kartlar vardı. Bir dergide olan diğer dergide olmayabiliyordu. Sonra bizim bu kart desteleri öğretmen tarafından sınıf düzenini bozmak gerekçesiyle toplatıldı. Benim koleksiyonda böylelikle yalan oldu… Güzel günlerdi o günler. Mesela ben o günlerde bu dergiler sayesinde yeşil perde olayını öğrenmiştim, bu filmlerde ki yaratıkların nasıl tasarlandığını ve filme eklendiğini öğrenmiştim. Baykuş türleri hakkınds yazılar okuyup o zamanlarda başlamıştım baykuşlara ilgi duymaya. Yarasaların sonar sistemlerini ve ısırdıklarında neden ısırdığı hayvanın canını acıtmadığını… Bakarsan bunların hepsi boş bilgi ama benim hoşuma gidiyordu. Güzeldi o zamanlar ya derken Mevlüt içeriye girdi ve yerdeki tırtılı görmeden bilmeden üzerine bastı! O an ciddi ciddi çok sinirlendim işte. O güzel cıvık yeşil tırtılın içinden daha cıvık bir yeşile sahip olan sıvı tüm yeri boyadı! İşte o an Mevlüt’ün kafasına demir bir kova geçirip o kovaya da odunla vurup çıkan sesin şiddeti ile Mevlüt’ü delirtmek istedim. Önüne baksanalan yavşak!

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.260 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: