Gereksiz Yere Aklımı Kurcaladı 30 Nisan 2018

Gereksiz Yere Aklımı Kurcaladı 30 Nisan 2018

Aklıma Ferhan Şensoy‘un Turgut Uyar uvertürü geldi. Orada diyordu ki önümde medreseler arkamda uzun çarşı… Benim de şuan önümde güneşin doğmadan önceki kızıllığı, arkamda hâlâ karanlık denilebilecek gökyüzünün içinde ki ayın bulutları parlatan beyazlığı. Düşünüyorum daha farklı bir yaklaşım da bulunsaydım ne olurdu acaba?

Çeşitli argoritmalar oluşturuyorum aklımda. Başkalarının tecrübelerini, tecrübe ettim. Üstelik en az başkaları kadar da kendi tecrübelerim var. Bu yüzden az çok tahmin ediyorum. İnsanlara güvenilmez. Özellikle bazı meslek grupları ve bazı kesime mensup insanlara hariç güvenilmez. Çünkü onlar rol yaptıkları halde özü dışı birdir.

Mesela orospular… Adı üzerinde orospu! Ne zaman ne yapacağını kestiremezsin. Bu yüzden ona öyle demişler. Bir orospu ile aşk yaşayıp iş yapamazsın. Fakat bu bir sır değildir. Çünkü belli yani. O meslek artık onun karakteri olmuş. Artık o yedide neyse yetmişinde pezevenktir. Çünkü yaşlanınca iki şey yapılmaz der Orta oyuncuların Üç Kurşunluk Opera oyununda Metal Jale. Sonra sayar birincisi orospuluk ikincisi balerinlik. Balerinlik hayatın bittiğinde öğretmen olursun der…

Ondan sonra edebiyat ile uğraşan adamdan yada kadından tek eşli olmasını bekleyemezsin. Çünkü gönülleri kuş misali uçar. En baba dediğin şairin bile birden fazla sevgilisi vardır. Yazarların gizliden gizliden aşk yaşadığı evleri. Özellikle Rumlar ile olan ilişkileri çok önemlidir. Mesela bir yazarın etrafında bir Rum görürseniz mutlaka aklınıza Sait Faik’in kankasi Katina gelsin. Orhan Veli, Cemal Süreyya, Nazım Hikmet ve niceleri asla tek eşli olamamışlardır. Bu yüzden edebiyatçılara da güvenin mutlaka sizi aldatırlar.

Kenar mahalle kızlarından bahsedelim biraz da… Gerçi artık günümüzde bu tip kızlardan pek kalmadı. Çünkü kenar mahallelerin bataklığını kredi kartları kurutuyor. Geleneksel ve Sosyal Medya dünyayı ters yüz etmiş durumda. Kenar mahalleden çıkıp zengin koca arayan o berbat hayatın sahibi kadınlar ve kızlar artık kenar mahallelerde değil gökdelenler de yada kulelerde oturuyor. Yinede haberleri dikkatli izlerseniz fark edebilirsiniz. Mesela haberde türbanlı bir kadın vardır ve manşette şu geçer “birlikte yaşadığı sevgilisini iki yaşında ki çocuğu önünde öldürdü!” Bu bir kadına şiddet haberidir ama derine indiğinde bir kenar mahalle kadınının o hayattan kurtulmak için attığı adımları gizler. Bu tip kadınların yaşadığı ilişkilerde hep haberlere “kadına şiddet” olarak manşet olur.

Demem o ki ben yinede verdiğim karardan mutluyum. Çünkü bu işin şakasını yapamayacak kadar kalbim kırıldı/kalp kırdım. Güven konusu zaten bambaşka bir konu. Eğer kendime çok büyük eğlence arıyorsam başka yolları bulurum. Ben senin bildiğin askerlere benzemem küçük hanım. Benim Leyla Erbil gibi hayallerim var ama bunu gerçekleştirmek için bir sevgiliye ihtiyacım yok. Yada bir ihtiyaçta olamazsın benim için…

Düşünürken dikkat ettim de çok gereksiz bir konuyu kendi kendime amma büyüttüm be! Ne gerek vardı ki? Bak hava tamamen aydınlandı. Ayın parlattığı bulutlar şimdi güneşin ortaya çıkmasıyla ben buradayım diyor. Şimdi tam Vira Demir’i dinleme zamanı işte. Çünkü içimden bir ses sen sabahı bekleme al başını git diyor. Ama şafak 119, gitmek için biraz beklemem gerekecek.

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.260 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: