Her şeye evet! Ne kaybedebilirim ki? 8 Şubat 2018

Her şeye evet! Ne kaybedebilirim ki? 8 Şubat 2018

Dün gece ki “Peki mathildanın leona olan sevgisi neydi? Aşk olamazdı?” sorusu aklımda biraz yer kurcaladı. Çünkü bir seri katilin küçük bir kız çocuğuna öldürmeyi öğretmesini anlatan bir filmin orjinal ismine nazaran, Türkçe isim karşılığı Sevginin Gücü olması kafa karışıklığı doğurabiliyor. İlginç yani… The Professional nasıl Sevginin Gücü olabilir ki?

Neyse filmi izlemeye üşendiğim için karakter kritiği yapılan Tezgah Dergisinin 2018 Şubat sayısına bakmak istemiştim. Eve geldiğim gibi yaptığım ilk şeylerden biride bu oluyordu. Tam olarak dergileri istiflediğim komidinin karşısına çöktüm, Tezgah Dergilerini koyduğum cep poşetten ilgili sayıyı çıkarttım. İlk önce artık Tezgah Dergisinin yayınlanmıyor olmasından dolayı duyduğum hüznü yaşadım. Ardından tam okumaya başlayacaktım ki annem odama geldi ve konuyu uzaya taşıdı…

Evet anne 5 buçuk ayın yorgunluğu var ama yinede seninle yarın İstanbul’a ilk önce Teyzemlere ve sonra Dayımlara geleceğim. Evet anne yakıt işi bende. Evet anne kira ve faturaları otomatik olarak ödüyorum sen düşünme onları. Evet anne pazar günüde abimlere akşam yemeğine gideriz. (Halbuki pazar günü için diğer abime kahvaltı sözüm var. Öğleden sonrada abimin arkadaşlarıyla Sapanca Gölünde drone çekimi yamak için sözleşmiştik. Ve abim drone hakkında o kadar çok övgüyle söz etti ki onu tecrübe etmek istiyorum) Evet anne pazartesi günü dedemlerde mangal yaparız. (2 saat önce dedemlerde yemek yedik. Bu durumdan şikayetçi değilim. Ama benimde bir işim var) Salı günü için bir planım yok anne, ama akşam Muhammed’in yanına yeni dükkanını tebrik etmeye gitmek istiyorum, çarşamba günü abimlerde kalacağım İzmitte Genco Erkalı izleyeceğiz. (Neden abimlerde kalıyormuşum, ona hiç vakit ayırmıyormuşum bla bla bla) Evet senin planlarından müsait olursam terzi işlerimi halledeceğim ve kendime bir kaç parça eşya alacağım. Evet anne, evet anne, anne evet. Evet… Tabi…

Ben ne okumak istiyordum ya? Ne düşünüyordum ben, bir şey yazacaktım ama ne kompozisyonlamıştım ben aklımda? Neydi o… Ölüm meleği ile empati kurup sonra onu aşık etmek ile alakalı bir şeymiydi neydi?

Neyse her şeye evet, ne kaybedebilirim ki? Zaten 10 gün sonra gidiyorum. Ne bok yiyeceksem yerim… Galiba… Umarım…

İçim patlıyor ya bu sefer daha önceki yaşananları yaşamamak için her şeye evet diyorum ama bu seferde ben yoruluyorum. Artık benim hiç bir şeye tahammülüm kalmadı. Buna eminim…

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.314 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: