Sevgim Acıyor 16 Eylül 2018

Sevgim Acıyor 16 Eylül 2018

Fena halde içimi dökmek istiyorum. Yaşamaktan sıkıldım. Hani diyor ya Ah Muhsin Ünlü; “İntihar etmek haramdı, bizde yüzümüzü astık” diye. İşte öyle bir şeyler istiyorum çünkü ciddi anlamda darlandım. Nefes almak istiyorum, suni bir teneffüs yapılsa göğüs kafesim genişler mi acaba? Sakın bana ulvi bir şeyler önerme çünkü ben kendimi dünyevi bir şeyler içinde kaybettim. Huzur vermeyeceğini bildiğim halde maddesel bir şeyin arayışı içerisindeyim ve aynı zamanda maddeden kaçıyorum. Aslında benim sorunumu Turgut Uyar çok güzel özetlemiş. Acıyor şiirindeki şu mısrasın da; “Sevgim acıyor!” diyor! İşte aynen böyle fakat ben bunu bu kadar basite indirgemek istemiyorum. Çünkü acıyan bu şey beni içten içe sömürüyor.

Artık gitme vaktinin gelipte geçtiğini iliklerime kadar hissediyorum. Çünkü sevgimi acıtan şey bu şehir. Bu şehrin içinde barındırdıkları. Doğup büyüdüğüm ve hayatını rutine bindirdiğim ve asla vazgeçmem dediğim bu şehir, şimdi bana gurbet geliyor. Artık gitme vakti geldi, 2 gün kaldı. Pazartesi ve Salı… Ondan sonra Çarşamba günü daha sabah ezanı okunmadan çıkmış gitmiş olacağım bu şehirden. Bu plan üzerine çok düşündüm. Herkesin yada herkes demeyelim insanlığın %75’inin ortak bir hayali vardır. Çekip gitmek! Fakat bunu başaramazlar. Ama ben bunu çok düşündüm ve bunu öyle bir şekilde gerçekleştiriyorum ki kimse bunun bir terkediş olduğunu anlamadı. Ve bunu öyle bir şartladım ki gitmek istemesem bile gitmek zorunda kalacağım. Belki ilerde fikrim değişir diye düşünmüştüm bunu planlarken ki fikrim değişmedi. Gitmek istiyorum ve geçte kaldığıma inanıyorum. Çünkü son günler bir oyun oynamaya başladım. Adı umut. Aklım böyle bir şeyin imkansız olduğunu biliyor fakat kalbime pek laf geçmiyor. Eee doğal olarak aklımda kalbin bu duygularını görmezden gelerek yaşamaya devam ediyor. Yine de ne kadar görmezden gelirsek gelelim kalbim oralarda bir yerlerde bir sorunlar çıkartıyor. İşte bu yüzden sevgim acıyor. Ben bu oyunu oynamaya başladığımda umudun camdan yapılmış olduğunu bilmiyordum. Şimdi o cam kırıldı ve kalbime batıyor. Daha fazla batmaması için tez vakit gitmem gerekiyor.

Benim için sevgimin acıdığı bu gecede, gecenin şarkısı Cem Adrian ile Ceylan Ertem’in Bu gece uyut beni adlı şarkısı oldu. Acıdan zevk alıyorum, daha çok acısın istiyorum galiba… Şarkı baştan sona sadece bir mısrası harici çok hoş. O hoş olmayan mısra şöyle; “Yüzündeki acılardan öpmek isterim…” Bu mısranın hoş olmamasının sebebi, içinde bulunduğumuz durum ile ilgili en baştan beri yüzünde ben bir acı görmedim. Yeminler ederken döktüğün göz yaşlarında bile acı yoktu. Özellikle isteklerini sayarken sen bu yaşamı çok önceden istediğin zaten ortadaydı. Ama bu mısralar dışında her bir mısrasını savunuyor, şarkıda geçen her bir isteği bende istiyorum. Benim gibi uyku dostu bir adamın tekrardan gözüne uyku girmiyor. İşte bu Sakarya’ya özel bir şey. Bu yüzden şarkıda dediği gibi “Bu gece uyut beni… Bu gece kollarında… Göster bana yüzünü, cennetin…” diyorum.

Hani demiştim ya, Turgut Uyar Acıyor isimli şiirinde benim yaşadığım bu acıyı “Sevgim acıyor” diyerek baside indirgemiş diye. İşte ben bu acımı saatlerce anlatmak istiyorum, sayfalara dökmek istiyorum ama aklımdan ne geçerse geçsin şiirin ilk kıtası gibi “Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum / Dikey ve yatay mutsuzluktan / Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun / Sevgim acıyor” anlamlı bir şekilde sevgimin acıdığını anlatamıyorum. Ve gitme isteğimi yine bu şiirin son kıtası gibi “Eylül toparlandı gitti işte / Ekim filanda gider bu gidişle / Tarihe gömülen koca koca atlar / Tarihe gömülür o kadar” anlatamıyorum. Az kaldı, ben gidiyorum. Elimden geldikçe gelmeyeceğim bir daha buralara. Bayramlarda seyranlarda nöbetim var diyeceğim, yıllık izinlerimde yurt dışı gezileri yapacağım. Üç beş gün o mübarek insanlar dedemlerin elini öpüp onlara gözüküp tekrardan kaybolacağım. Neden benimle evlenilmemesi gerektiğini anlattığın mesajlar vardı. Saklayamadım o mesajları. Onları söylediğin için değilde, zamanında ben sana onları söylediğimde beni tam aksine inandırdığın için kızıyorum sana. Ve şimdi 16 yaşımdan beri istediğim şey oldu. Gidiyorum ben, şans bana güldü. Ah Muhsin Ünlü’nün sözü ile başlatıp tekrar onun sözü ile bitireyim o zaman bu iç dökmemi. Şans bana güldü ama Şans bana güldüğünde, dişleri döküktü…

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.314 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: