Şeyh’imle Şeyler Vol:7 2 Temmuz 2018

Şeyh’imle Şeyler Vol:7 2 Temmuz 2018

Allah’a şükür bugünde kaçtım koğuşta ki boş boş işlerden, muhabbetlerden ve planlardan. Yine koğuşa döndüğüm de saat 2 sularıydı. Millet öyle bir uyumuş ki, hani derler ya götünde pireler uçuyor yada osura osura uyuyor diye… İste eksiksiz bir şekilde aynen böyle uyuyor millet. Yarın mesai var. Benimde uyuyup dinlenmem lazım. Zaten katakulliye gelip şu şoför işinide yalan etti şerefsizler canım acayip sıkılıyor! İçim içime sığmıyor bu yüzden iyice bozdum kendimi. Neyse yatma vakti geldi…

Yatağa yattım, yorganımı aldım kollarım arasına tam uykuya daldım bir ses seslendi karanlıkların içinden; “Ne oldu sana böyle?” Allah Allah tanıyorum ben bu sesi bir yerden ya… “Tanıyorsun tabi, sesime doğru hayal kurmaya devam et…” dedi o ses. Tabi ya Şeyh hazretleri bu! Eskiden çok sık görüşürdük şimdi görüşmelerimizin aralarına baya mesafe sokuyoruz. Gözden uzak olan gönülden de ırak olur derlerdi de inanmazdım. Anlamadım Şeyh’im dedim, ne olmuş bana?

“ilk 2000 parçalık yaptığın Puzzle’ı hatırlıyor musun?” Diye sordu. Tabi sorusunda belli ki bir nasihat gizli. Bu yüzden cevap verirken temkinli olmak gerek. Tekrardan Şeyh’imin gözüne girmeliyim. Şeyh’im benim için zeki ama çalışmıyorsun derdi. Klasik bir yalandır bu fakat o dediği için önemli bir yalandır. İnanıyormuş gibi yapmak gerek. “Hatırlıyorum tabi Şeyh’im, çocuksu bir heyecan vardı içimde. Yaklaşık 2-3 saat başımdan kalkmamıştım. Siyah – beyaz tonlarında Kız Kulesi ve Galata Kulesinin arka arkaya olduğu bir resimin Puzzle idi, fakat resimin ressamını hatırlamıyorum Şeyh’im…” O Puzzel’dan önce 500 parçalık bir Puzzle yapmıştım. Başlangıç olarak iyiydi. Sonra 2000 parçaya geçince işte şimdi başlıyoruz demiştim. Kafamı dağıtmak için güzel bir yoldu. Keşke şimdi de anneannemin evinde odam da olsam ve Puzzle yapabilsem.

“Evet hatırlıyorsun güzel. Hani o Puzzle’ın iki üç parçasını annen kaybetmiş sonra sende bulamayıp onu dolabının üzerine koymuştun. Aylarca orada bekledi. Sonra annenin evine taşındın. Ve hâlâ orada komidinin üzerinde öyle bekletiyorsun. Ümit ediyorsun o eksik parçalar belki bir yerden çıkar yada bir şekilde temin edilir diye. O Puzzel’ı bitireceğine inanıyorsun! Değil mi?” Buda sorumu der gibi bakıyorum Şeyh’ime… “Tabi ki o benim ilk göz ağrımdı. Emeğim, acemiliğim ve o noktaya getirdiğimde ulaştığım bir mutluluk var. Diğerlerinde asla duymadığım bir mutluluk, bir başarı hissiydi o… Taki o parçalar kaybolup kaybedinceye kadar!” Derin bir sessizlik oldu. Konuyu nereye bağlayacak cidden merak ediyorum. Ben susuyorum, o susuyor. Sadece bakışıyoruz…

“İşte Hades, o Puzzel sensin. Şuan parçaların eksik ve sen bile bile kendi parçalarını etrafa savuruyorsun. Tamam bir çok şeyin ilkini yaşadığın parçanı kaybetmiş olabilirsin. Fakat o senin en önemli parçan değil, o olmadan da sen olabilirsin. Yada oraya o parça başka şekilde temin edilebilir. Sadece senin kendine mukayyet olman gerek. Sadece bekle ve zamana bırak…”

Not: İnstagram’da artan kız takipçi sayıma istinaden abimle bir telefon görüşmesi yaptık. Ve onun üzerine buna benzer bir konuşma yaşandı. Abimin beni bu kadar tanıdığını ve önemsediğini bilmezdim. Bana “senin kızla mizla işin olmaz bak sonra pişman olacağın şeyler yapma” dedi ya. Bu adamı eski kız arkadaşım ben mi abin mi diyerekten tercih sebebi olarak sunmuştu. Zaman geçtikçe ve büyüdükçe abimin kıymetini daha iyi anlıyorum. Baya uzun uzun konuştuk ama ne fayda? Ne olacak bu işler, sanki uyanmanin vakti geldi bu dünyadan…

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.260 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: