Üşüyorum 10 Kasım 2018

Üşüyorum 10 Kasım 2018

Üşüyorum. Yanlış anlaşılmasın imkansızlıklar içinde daha soğuklarda bulundum üşümedim. Şimdi üşümemin sebebi tamamen tembellik. Yataktan kalkıp üzerime kalın bir şeyler giymeye üşeniyorum. Belki kalkıp eşofman üstünü falan giysem üşümeyececeğim.

Nasıl olmuştu çokta hatırlamıyorum işin aslında. Çünkü az az yaşıyorsun içimde. Nereden sana tutanacağımı bilmiyorum bu yüzden bazı zamanlar az biraz geliyorsun aklıma. Tıpkı Anıl abinin sevgilisinin arkadaşları bize geldiğinde geçirdiğin sinir krizinde kırdığın bardaklar gibi paramparça oluyor anılar aklımda.

Apartman beş katlıydı. Merkezi ısıtma sistemi bulunuyordu ama ısınanlar sadece alt kattakiler oluyordu genelde. Bizim daire beşinci kattaydı, üstelik üstü çatı, sağı ve arka tarafı açık cepheydi. Kaç metre kare bilmiyorum ama 3 oda bir salon olan evimiz normal evlerden büyüktü. Bizim abimle birlikte kullandığımız yatak odamızdan standart olan evlerdeki iki tane oturma odası çıkardı. Baya büyüktü yani bu yüzden ısıtması ciddi anlamda zor oluyordu. Birde üstüne üstlük petekler sürekli hava yapar, sıcak su borularda dolaşamadığı için bizde donardık. Fakat ev merkeze yakın olması, büyük olması ve kirasının düşük olması sebebiyle tercihimizdi. İşte bu evde sonbaharı ve kışın soğuğunu geçirdik birlikte. Belki sabaha kadar battaniye sırtımda bilgisayar başında çalışırken yanımda yoktun ama gözlerimi açtığımda elinde poğaçalarla kapıda bekleyen sendin. O soğuk zamanlarda duvarda kırdığın Angry Bird’lü kupalarımızla içtiğimiz çay eşliğinde kahvaltımızı yapardık. İçerisi buz gibi olurdu ama biz üşümezdik, yorganın altına girer film izlerken uyuya kalırdım.

Bazı zamanlarda monitörü sana çevirmiş sen o saçma dizini izlerken ben laptopun bana kalan kısmında çalışır, içerisi buz gibi soğuk olsada varlığınla ısınırdım. Bazen sadece uyurdun, saçların yastığa dağılmış şekilde mışıl mışıl uyurdun. Filmi beğenmezdin, yorgun olurdun pek ilgilenmezdin döner arkanı uyurdun. Ben ısınırdım. Bazen o eldiven gibi ayak parmaklarına geçen çorabı giyerdin, parmaklarını oynattığın vakit komiğime giderdi. Gülerken ısınırdım.

Omzuna kafamı koyduğum zaman boynundan kokunu içime çekerken ısınırdım, göğsüne kafamı yaslayıp kalp atışlarını duyduğumda ısınırdım. Yalnız olmadığımı hissettiğim de ısınırdım. Bilmiyorum ben ısınırken, ısıtır mıydım ama ben seni sevdiğim için ısınırdım. Şimdi kalkıp üzerime eşofman üstünü giysem ısınır mıyım? Bilmiyorum, sana kırgınım. Param parçayım. İşte böyle sana büsbütün kırgınım diye, bana kara kış bugün… Üstelik Kasım ve Aralık aylarınında kışa denk gelmesi ne büyük bir rastlantı. Bu iki aydan nefret mi etsem, sevsem mı bilemiyorum.

You May Also Like

Yorum yapılmamış on This Post

Bir Cevap Yazın

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 4.260 aboneye katılın

%d blogcu bunu beğendi: